Yıldız Evrimi – Stellar Evolution

0
503

Across The Universe bir AB Projesidir

 

Gözlem yapabilmemiz için bize büyük bir teleskop sağlayan sponsorlarımıza teşekkürler

Thanks to our sponsor

 

 

 

Güneş’imiz yıldız bir gün yaşamına son verecek. Çünkü artık kullanıp enerji ve ışık üretebileceği yeteri kadar Hidrojen’i kalmamış olacak. Yakıtını bitirdiğinde hayatını da tüketmiş olacak. Yıldızların kaderi böyle! Bu bölümde yıldızların evrimini işliyoruz.

  • Yıldızların doğumu uzayda bulunan gaz, toz bulutunda oluşurlar. Bu gaz ve toza Yıldızlararası Madde diyoruz. Yıldızlararası madde çeşitli etkilerle (örneğin gravitasyon) sıkışırlar.
  • Bu yapı sıkıştığı için basınç artar ve sıcaklıkla artar doğal olarak. Bu süreç sonunda küresel bir yapı oluşur, sıkışık ve oldukça yoğun.
  • Bu yapı etrafında çok fazla yıldızlarrası madde de vardır.
  • Yoğunlaşan yapı içerisinde, onu oluşturan madde tepkime oluşturmaya başlar. Bu madde büyük oradan Hidrojen elementedir.
  • Yıldız reaksiyonlara başladığı an yıldız olmuş demektir. Eş zamanlı olarak çevre de çeşitli topaklanmalar olur. Bu topaklanmalar daha küçük yapılar olduğundan yıldız gibi enerji üreten değilde daha soğuk cisimler olurlar. Dha sonra yıldızın etrafında yörüngeye girerler. Böylece gezegenler oluşur. Tabi bu srüeçlerin her biri çok uzun sürer.
  • Yıldız ve gezegenler etraflarında atık maddeyi temzileyince bir sistemden söz edebiliriz, tıpkı Güneş Sistemi gibi.

 

Aşağıdaki iki nebula birer yıldız oluşum bölgesidir. Sırasıyla Orion ve Kartal Nebulalar.

Orion Nebula

 

,

Bu yıldızım oluşum bölgeleri daha önce yaşamış ve hayatını sonlanmış başka yıldızların kalıntısıdır. Ve yeni bir başka yıldızların oluşumunda kullanılır. Yıldız Evriminde önemli bir nokta ise yaşamları ile kütleleri arasındaki ilişkidir. Örneğin Güneş 10 milyar yıl yaşayacaktır. Şu an 4,5 milyar yaşındadır. Güneşten daha küçük kütleye sahip yıldızlar daha da uzun yaşarlar. Aksine çok daha büyük yıldızlar ise milyon yıl mertebeisnde yaşarlar. Kütlesi ne kadar büyük yaşamı o kadar kısa ve gösterişli* olur.

Protostar, yıldızın oluştuğu yapının ilk hali ve kütlesi ne kadar fazla ise yıldız da o kadar büyük kütleleli oluyor. Aşağıya doğru kütlenin azaldığını ve bununla beraber yaşam süresinin (X ekseni, yatay ekseni  Time) uzadığını görebiliyoruz.

Bununla beraber yıldızların kütleleri ile yaşam sürelerinin ter orantılı olduğunu gördük. Ama kütleleir farklı yıldızların evrimlerinin son evresinde farklı cisimlere dönüştüklerini görebiliriz. Güneş’ten çok küçük yapılar Kahverengi Cüce, Güneş ve benzeri yıldızlar önce bir Nebula ardından da bu Nebulanın y’ıldızlarası ortama dağılmasıyla merkezde kalan bir Beyaz Cüce’ye, daha da büyüklerin Süpernova patlaması geçirerek Nötron Yıldızı’na veye Karadeliğe dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Süpernova patlaması sonrası arta kalan kütle kendi üzerine gravitasyon etkisiyle çökmeye başlar. Belli bir limit aşılırsa – Bu arda kalan kütlenin miktarına da bağlı- bu içe çökme durmaz ve tam olarak bilmediğimiz, genel fizik kurallarının geöerli olmadığı aşırı yoğun bir tekil nokta oluşur. Bu karadeliktir. Çekim gücü o kadar fazladır ki bu yapılardan saniyede 300.000 kilometre hızla hareket eden ışık bile kaçamdan yakalanır.

Hal böyle olunca bu yapılardan ışık bize gelmediği için göremeyiz.

Ama dolaylı yollarla bu yapıların varlığı belirlenebilir. Örneğin yakında bir yıldızla etkilşimi sırasında kendilerini ele verirler.

Nasa’nın 12 Temmuz 2014’te yayındalığı Günün Gökbilim Görüntüsü (APOD) bir süpernova idi; SN 1006

 

 

Yıldızlar çekirdekleri evrendeki Hidrojen ve Heltum dışındaki elementlerin oluşum yerleridir. Yeni elementlerin sentezlenebilmesi için yıldız çekirdeği gibi ekstrem ortamlara ihtiyaç vardır.

Ne var ki,  en büyük yıldız bile çekirdeğinde en fazla demire kadar sentezleyebilir. Demirden daha karmaşık elementler ise tahmin edilebileceği gibi Süpernova patlamalrı esnasında üretilir. Çünkü çok daha komplike ve karmaşık bi ortamdır.

Sonrasında ise yıldızın oluşturduğu elemntler de dahil hepsi yıldızlarası ortama saçılır… Başka bir yıldızın oluşumuna ham madde olur. İşte dünyamızdaki her bir atom bir zamanlar bambaşka yıldızların çekirdeklerinde ve süpernova patlamarında oluştular. İşte bu yüzden bizler yıldızların çocuklarıyız!

SN 1006 Supernova Remnant

Image Credit: NASA, ESA, Zolt Levay (STScI)

Explanation: A new star, likely the brightest supernova in recorded human history, lit up planet Earth’s sky in the year 1006 AD. The expanding debris cloud from the stellar explosion, found in the southerly constellation of Lupus, still puts on a cosmic light show across the electromagnetic spectrum. In fact, this composite view includes X-ray data in blue from the Chandra Observatory, optical data in yellowish hues, and radio image data in red. Now known as the SN 1006 supernova remnant, the debris cloud appears to be about 60 light-years across and is understood to represent the remains of a white dwarf star. Part of a binary star system, the compact white dwarf gradually captured material from its companion star. The buildup in mass finally triggered a thermonuclear explosion that destroyed the dwarf star. Because the distance to the supernova remnant is about 7,000 light-years, that explosion actually happened 7,000 years before the light reached Earth in 1006. Shockwaves in the remnant accelerate particles to extreme energies and are thought to be a source of the mysterious cosmic rays.

 

“The nitrogen in our DNA, the calcium in our teeth, the iron in our blood, the carbon in our apple pies were made in the interiors of collapsing stars. We are made of starstuff.”

Turkish

”DNA’mızdaki karbon, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, içtiğimiz sudaki oksijen kendi içine çökmüş bir yıldızda yapılmıştır.Bu da bizi yıldız tozu yapar.”

― Carl Sagan, Cosmos

Kanala abone olmak için tıklayın

Across the Universe AB Projesi

Sosyal Medya ➤ Facebook Page

Halil Bağış

İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü / Lisans

Samanyolu Ekspresi

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin