Evrenbilim ve kuantum’un dinlere etkisi – Cosmology and Quantum’s Effects on religions

0
405


Group of Organic life

Türkçe English

Yaşadığımız kainatı anlamak için tarih boyu insanlar farklı fikirler ileri sürmüşler. Sade insanlarda genellikle felsefeye , dine ve ya mitolojiye esas alınarak fikir üretmişler. Tabii ki bilim insanları bu konuyu bilim bakış açısıyla farklı teoriler ileri sürmüşler. İsbat edilmiş teoriler bizim bugünkü fizik anlayışımızı yaratmıştır. Ama son yıllarda ileri sürülmüş teoriler sosyal topluluklara farklı anlamlarda etki etmiştir ve eğer bu teoriler isbat edilirse o zaman fizik anlayışımız alt-üst olur. Örneğin “her şeyin teorisi” gibi kabul edilen “M Teorisi” buna en iyi gösterge.
Çoklu evrenlerin mevcutluğu ile ilgili 3 teori ileri sürülmüş ve bunların her biri diğerine benzer teorilerdir. Birincisi “Baloncuk kainatlar”dır, yani Baloncuk evrenlerden bir evren düşünün, onun diğer tarafında bir kara delik açılır, o kara delikten bir balon çıkar ve ardından müstakil bir kainat yaranır. Ve böylece bir birinin içinden çıkan yeni evrenler yaranmış olur. Diğer ”paralel evrenler teorisi”ne göre biz burada herhangi bir işi icra ederken karşımızda olan bir kaç seçimden birini seçiyoruz, diğer seçim ise başka dünyada gerçekleşmiş olacak. Örneğin ben çay mı içiyorum, yoksa kahve mi seçimi ise yeni bir kainat yaratmış olur. Yani herhangi bir soru sorduğumuzda yeni seçimler söylemiş oluyoruz ve bununla devamlı olarak yeni evrenler yaratmış oluyoruz. “M teorisi” ise “Sicim teorisine ” göre baz alınır.
Sicim – Sıfır ölçekli noktalar şeklinde tasvir edilen atomaltı parçacıklardan aslında “birölçülü varlıklar ve tezlik tipli varlıklar” olabileceği düşüncesini yaratıyor. “M”—in ne olduğu henüz tartışma konusu. “M Teorisi”ni Edward Witten (Princeton Universitesi) tarafından 1995 yılında , Güney Kaliforniya Üniversitesinde yaptığı konuşmasında belirtmiştir. Bu teori 10 yerine 11 ölçülü kainat olduğunu söylüyor
Parçacıkların sicim değil, bir membran gibi olduğu ve membran parçacıklarının farklı ölçülerdeki her bir büzüşmesinde farklı kainatlar yaratmaktadır. Farz edelim yan yana bir kaç tane çok nazik kağıtlar toplamışsınız. Onlar titredikçe bir-birine dokunur ve yaranmış titreyişimden, karışıklıktan ortaya yeni kainat çıkıyor ve bu sonsuza dek devam edebilir. Bu kainatların her birinde farklı hayatlar, farklı dünyalar mevcut olabilir. Paralel dünyalar teorisi kendisi de M teorisinin içine dahildir. Yani titreşimden yaranan yeni kainatlardan ilave olarak, bizim seçimlerimiz de kendi imkanlarıyla yeni kainat yaratırsa düşünün bu sonsuzlukta ne kadar kainat olabilir ve sonsuza dek yaranabilir.
Eğer “M teorisi”ni bir düşünce gibi değil, isbat olunmuş teori gibi düşünülürse, sosyoloji bakımdan nasıl etkileri olabilir? Bu çok az kitleye etki edecektir. Lakin etkisi çok güçlü olacak ve işte en kötüsü de budur. Yaşadığı kainatı öğrenmeye meyilli insanlar örneğin bilim adamları sabırsızlıkla bekledikleri sonuca varacaklar. Şöyle anlatalım.: dünyadaki insanları iki kısıma ayıralım ve onlara genel isimler koyalım – “Vatikan” ve “CERN”. Düşünelim ki, Vatikan arabada gidiyor, o araba motorundan, tekerleklerden, diğer kısımlarından, işleyişinden, nasıl ilerleme becerisinden habersiz haldedir. Eğer dörtken tekerlek üzerinde hareket eden bir araba yaratsalar ve ona sağa dönüp düz ilerilemesini söyleseler o düz gidecektir. Lakin “CERN” arabasında giderse ve ona bunları söylerlerse onu asla tam olarak kabul etmeyecektir.“Vatikan” inanan taraftır, “CERN” şüpheci taraf.
O tekerleklerin hangi formada olması , hangi materyalden yapılması vs. tam olarak anlaşılmayana kadar tekerliklere tekrar tekrar bakılacak ve incelenecektir. Buna rağmen hiçbir zaman tam olarak herşeyi kabul etmeyecektir. “CERN”in en iyi cevabı “olabilir” olacaktır . S. Hawking’e Tanrının varlığıyla ilgili bir soru sormuşlar- “olabilir” demiş . Bu da bir bilimadamının vereceği en düzgün cevaptır.
Şimdi böyle düşünelim, ikinci tip insanlar hiçbir zaman kimsenin düşüncesini katiyyen inkar etmeyecek ve aynı zamanda tasdik de etmeyecektir. Ama birinci tip insanlar tam olarak aksine davranacak. Önceleri düşünürdük ki bu teori eğer isbat edilirse tüm dünyada tolerans hükümlü olacak, ama devamlı tartışmalarda buna tereddüt etmeye başladık. Çünkü bilimi kabul eden ve onun gelişimi için çabalayan insanlar zaten bu gibi isbatları merakla ve bir o kadar da soğukkanlı şekilde kabul edecek. Lakin diğer tarafa bunun hiç bir etkisi olmayacak. İlk taraf kendi düşüncesine tam olarak güvenecek ve kainatın sırrını öğrenmeye çalışacak. Ve ne kadar çok öğrenirse o kadar çok tolerans olacaktır. Bilimin naliyyetlerini önemsemeyen insanlar hep munakaşa yaratmaya devam edecekler. Tüm bunları “şeytan oyunları” adlandırıp bunun üzerinden geçerek bazıları intihar haddine kadar getirebilir. Genel olarak kainatta ne olursa olsun herşey çok küçük farklarla ama olduğu gibi devam edecek. Sadece uzun yıllar sonra yeni nesil tam o düşüncede yetişecekler , bu yüzden de bu büyük farklılık yaratacaktır. Bu da çok doğal hal. Unutmayalım ki her bir insan bir gezegendir.

English

There are approximately 4300 religions which are known in the world. Those religions emerge number of questions among the people. .For example ‘’what is religion?’’ ‘’why does people believe in?’”Why are we living?”. The faith of people in God enhances with our questions and curiosity. According to science the things that we don’t know helps us to ask new questions but religions not like this and its because we are tended to identify the things that we don’t know by other things that we don’t know either. Human beings are afraid of the things that they can not understand and it leads them to transform these to things that they are familiar with as they want to overcome their fear. In the old times, people believe to moon, sun or etc. that is the reason of this situation. Every religion interpret that situation according to their own truths.
In every language, the notion of fate is different. Basically, if we think that the fate has a form that is linear and deterministic, the parallel universe opens a variety of questions. The definite probability which occurs in definite number of universes and the definite results are against to the notion of fate since it helps to create multiple fates. However, at the same time as whole probabilities occur in definite universe, its nonsense talking about our freedom of choice. It except fatalism. In that point, the notion of fate still controversial.
In todays world when we interpret science with religion it will be open-ended.
The practice of religions can change with new information which are supported by science. Besides, the types of belief and interpretation of science can increase in number and form. The feeling that we are too small in the universe can be a good step to motivate us about discovering the universe. People are generally trying to illustrate the things that they can not understand and the improvements in the science help us to do it so.
In order to understand the effects which are supported by research about universe and theories, firstly it is crucial to know what people believe in universe and what they refuse. The religions are dogmatic which are in contradiction with science. On the basis of this lies the need to answer the questions and fears of human beings. Human beings were controlled through those fears and their religious beliefs were exploited. The new research about science and new discoveries motivated people to question life and existence in a deeper manner. Therefore, instead of believing without questioning and reason, they are looking for the answers that they have with science. Moreover, when they start to answer their questions and overcome their fears, they can reach inner peace.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin